Erken evlilik veya çocuk yaşta yapılan evlilikler, genellikle 18 yaş altında evlenmeyi ifade eder. Biyolojik gelişimlerinin tamamlanmamış olması, duygusal olgunluğa sahip olmaları ve hayatlarını yönlendirebilecek düzeyde olgunluk kazanmamış olmaları gibi durumlar, erken yaşta yapılan evlilikleri sağlıksız bir biçimde oluşturmaya zemin hazırlar. Evlilik ve aile kavramları toplumsal, kültürel ve psikolojik açılardan oldukça derin ve önemli konulardır. Erken dönemde gerçekleşen evliliklerin genel bir sorun olduğu ve özellikle genç yaşlardaki bireyler üzerinde olumsuz etkilerin olduğu kanısı önemlidir. Dünya çapında her yıl 700 milyondan fazla kadının 18 yaşını tamamlamadan evlendirildiği ve bu kadınların üçte birinden fazlasının 15 yaşından küçük evlendirildiği tespit edilmiştir. Özellikle gelin çocuk sorunu, toplumsal cinsiyet rollerinin çocuk yaştaki bireylere dayatılması ve yasal evlilik yaş sınırının altında kız çocuklarına yönelik evliliklerin artması gibi konular üzerinde durulması gerekir.

Evlilik, sadece bir neslin devamı olarak değil, sevgi, saygı ve anlayış bağıyla kurulmuş, kişinin ailesinden aldığı değerlerle kendi değerlerini birleştirerek hayatlarını sürdürdüğü bir yaşam biçimidir.

Karşı cinsten iki birey arasındaki evlilik, hukuksal, duygusal ve kültürel değerlerle dolu bir sorumluluk gerektirir.  Bu nedenle, evlilik kararının sevgi, saygı ve ortak değerlerin kurulması, ailelerin sağlıklı bir şekilde büyümesi ve toplumların gelişim açısından da büyük önem taşır. Çocuk yaştaki evliliklerin her yerde olduğu, özellikle kız çocuklarının bakış açısından bu durum, temel bir insan hakları rejimi ve toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı bir engel olarak görülmelidir. Erken yaşta evlilik sorununun önlenmesi noktasında sivil toplum kuruluşlarının iş birliği yapması ve bu konuda yasal düzenlemelerin yapılması beklenmektedir. Çocuk yaştaki evliliklerin yasaklanması ve cezai yaptırımların olması bu tür uygulamaların önlenmesinde etkili olabilir. Elbette sadece yasal düzenlemeler yeterli olmayabilir. Toplumun eğitilmesi, kız çocukların eğitimine ve haklarına saygı duyulması için sürekli çaba içinde olmak gerekir. Bu şekilde, çocuk yaştaki evlilikler gibi insan haklarının ihlallerine karşı mücadele edilip, çocuğun sağlıklı bir şekilde büyümesi ve eğitim almasına da katkıda bulunabiliriz. Cezalar tek başına sorun çözmez asıl çözüm toplumsal değişimlerin bir an önce gerçekleşmesi yönündedir.

Ataerkil düzenin erkek itaati esas alan yapısı, erken yaştaki evlilikleri teşvik edebilir. Bu durumda, kız çocuklarının toplumda eşitsiz kalmasını daha da pekiştiriyor.

‘’Sağlıklı bir evlilik kararı, çiftlerin birbiriyle evlenmek için uygun olup olmadığına karar vermesiyle başlamalıdır. Sevme ve sevilme ihtiyacı, eşlerin biyolojik, sosyal ve ruhsal gereksinimleri, dünyaya yeni nesiller getirme, birlikte güven içinde yaşama ve korunma duygusu, dayanışma duygusunu hissetme, geleceğe güvenle bakabilme, sağlıklı ve meşru bir cinsel yaşamın düzenlenmesi gibi beklentiler evlilik kararının verilmesini sağlamalıdır.

Başkalarının kendileri adına vermiş oldukları kararlarla yapılan evliliklerde sosyal, kültürel, cinsel, psikolojik, ekonomik vb. tatminin istenen seviyede gerçekleşmesi mümkün olmayacaktır. ‘’