“Okumazsanız, tarlalarda işte böyle bizim gibi sürünürsünüz.” derlerdi annelerimiz-babalarımız.

Okumalıydık…

Doktor olacaktık!.. Mühendis… Savcı… Müdür… Bürokrat vs…

Ve çok “para” kazanacaktık!..

“Rahat” etmek için.  “Yorulmadan…”  Ve “terlemeden..”

***

Ve şimdi anlıyoruz ki işin sırrı yorulmaktaymış…

Terlemekte… Üretmekte…

Masa başında oturarak olmuyormuş bu işler…

Takım elbise giyerek…

Ve kravatlı…

***

Güçlü olmak için üretmek gerekiyormuş.

Tarlalarda…  Atölyelerde…  Fabrikalarda terleyerek…

Ve laboratuvarlarda uykusuz kalarak…

***

Güçlü ülke olmak üreterek oluyormuş…

Üreterek ve ihraç ederek.  

Dışardan ithal ettiğinden daha fazlasını ihraç ederek.

*** 

Tabi üretmek için meslek erbabı olmak gerekiyor.  Çıraklık, kalifiye eleman ve usta aşamalarından geçerek…

İşini iyi yapan bir marangoz, tesisatçı, elektrikçi olmak çok daha  önemli... 

*** 

Her şehirde bir, hatta birkaç üniversite var.   

Çocuklarımızı yarış atı gibi koşturuyoruz. 

Testler… testler…

On binlerce sorular… yüz binlerce hatta… 

*** 

“Türkiye'de herkesin üniversiteye gitmeye merak sarması çok yanlış.” diyor Pof. İlber ORTAYLI…

Ve devam ediyor:

“Herkes üniversiteye gider. Hayır… Herkes üniversiteye gitmesin… Herkese iş yapacak bir eğitim verirsin… zanaatçı olur… başka bir şey olur… Ama herkesi üniversitede okutamazsın… Bu kadar işletmeciyle, sosyologla ne yapacağız çok merak ediyorum.”

***

Elinde üniversite diplomalarıyla milyonlarca genç işsiz…  İş bulamıyor…

Sonuç olarak, diploma odaklı eğitim anlayışından üretim odaklı eğitime geçmek bir zorunluluk.

Gençler iş bulamıyor. İşverenler de kalifiye ara eleman.

Dolayısıyla 5, en geç 6.sınıftan sonra çocuklar mesleki eğitime yönlendirilmeli.

Zira gelişmiş ülkelerde öğrencilerin %60-65’i teknik-meslek liselerine, %35-40’ı da akademik eğitim veren liselere yönlendirilmekte.

Ülkemiz gençlerini israf etmek istemiyorsa en kısa zamanda böyle bir uygulamaya geçmelidir diye düşünüyorum.